Kayıtlar

EN SON YAYIN

Fransızca ile Hikayem

Resim
"Günaydın"



Hepinize selamlar, ben Berdan. Bugün size 54 ülke üzerinde konuşulan, kimine göre aşkın dili olarak kabul edilen ve boğazdan gelen sesleriyle mizah konusu bile olabilen Fransızca ve ona karşı sempatim hakkında bir şeyler yazacağım.

Fransızca deyince akla ilk gelen belki de boğazdan gelen "yumuşak g, sert h" sesidir. O sesi çıkartan harf "r" dir.  Yani Fransızca'da "r" "eğ" diye okunur. Bu genel kültür bilgisini verdikten sonra konunun benim tarafımdan derinlemesine iniyorum...

Küçük yaşlarda Fransızca benim için komik bir dildi. Filmlerde bu dil geçtikçe yüzümde bir gülümseme belirirdi. Büyüdükçe ilgim ciddileşti. "Güzel dilmiş, insanı eğlendiriyor, öğrensem mi acaba???" derdim.

Geleceğim için İngilizce öğrenmeliydim. Bunu bana abim tavsiye etmişti. Bana "Memrise" adlı uygulamadan bahsetti. Reklam yazısı olsa güzel olurdu. Neyse, devam edelim. Bu uygu…

Sıradan Bir Köy

Bayram dolayısıyla köydeyim. Temiz bir havası var. Wi-fi olmadığı için şu an otun motun (buraya başka kelime gelirdi ama neyse doğru da olurdu) arasında ayakta bu yazıyı yazıyorum. Resim koymak isterdim ama zihninizde güzel bir köy hayal etmenizi istiyorum. Kendinizin şablonlaştırması şu an benim temennim. Az önce sinek geçti kulağımdan.

Yazının konusu yok. Anneannem karşımda oturmuş, elinde bidonlar. Yukarıda kargalar, börtü böcük,üzerimde bayramlıklar, çıtırlar, esen bir akşam rüzgârı...

Hepsi etrafımda. Tümünün sesi ortak olmuş, güzel bir doğa ortekstrası oluşturuyor. Kokusunu alabiliyorsunuz. Kokusu bile organik.

Yağmur yağacak gibi, hoşçakalın..:)

İBİBS 2 YAŞINDA!!!!!!

Resim
İtiraf etmeliyim ki kendi blogumun adını söyleyene kadar cılkım çıkıyor. Dolayısıyla "İBİBS" şeklinde kısaltma yapmak kolayıma geliyor.

Evet, anlayacağınız üzere blogum 2 yaşına girdi. 2016 Haziran ayında blogu açtım. Ancak kaçında açtığımı bilmediğim için daha doğrusu hatırlamadığım için kendime 12 Haziran gününü belirledim. (Özel bir anlamı olmamakla beraber blogumun açılış gününü hatırlamadığım için utanmaktayım:()

2 yıldır blog dünyasında olmama rağmen blogumda şu an itibariyle pek az yayın bulunmakta. Yani blogum bir aralar dilim her ne kadar söylemeye el vermese de "çöp blog" du. Ama şimdi yeni yeni uyanmaktayım. Çürümeye yüz tutan tohumum canlanıyor.

Blog dünyasında tecrübesiz sayılmam. Çünkü blogumda az yazı olsada uğraştım bu blog için. Ne için ne yapacağımı biliyorum. Fakat hiç uygulamadım. Şimdi uygulama sırası.



Devam Edecek...

Nietzsche'den Anlayamadığım #1

Resim
Bayanlar ve baylar sizinle şu bıyığı güzel abimizin söylediği, yazdığı havalı aforizmalarından anlayamadıklarımı tartışıyorum. Bu bir seri olacak ve eninde sonunda bitecek. Sonsuz sayıda aforizma yapmış olamaz ya:)

İzninizle serinin ilk anlayamadığım sözünü açıklıyorum. Kalın yazalım da belli olsun.

Hakikatin bütünü basittir... Bu çifte yalan değil mi?

Öncelikle sözü bir açalım. Hakikatin yani gerçek, doğru. Basitmiş, en azından öyle söylenirmiş. Lakin Nietzsche abimiz bunun yalan olduğunu ortaya atmış. Yalan demiş! Ama çifte yalan demiş. İşte o ikinci yalan ne dostlar?

Tam anlamadım ama hakikat olduğunu düşünüyorum. Düşündüğümüz yolu izlersek eğer şöyle bir sonuca ulaşabiliriz. Hakikat veya gerçek aslında yok. Evren, gerçeklik falan hepsi yalan! Simülasyon bu gördüklerimiz. Biz de simüle bir hâldeyiz. Matrix filmini anımsadık değil mi?

Son olarak şunu söyleyebilirim ki Nietzsche''i doğru anladıysam hakikat diye bir şey yok ve bu olmayan hakikat basit değil. Alakasız  olacak s…

OSMANLI'DA BİLİMİN ÇÖKÜŞÜ

Resim
Selamlar dostlar. Size belki de tepki çekecek bir yazı sunacağım ama bunu yazmazsam içimin rahat edeceğini düşünmüyorum. Yayını tamamen bildiklerim le yazıyorum. Bir hatam varsa yorumlardan yanlış bildiklerimi söyleyin. Fakat söylediklerinizden sonra araştıracağımı unutmayın.

Bilim. Kanımca merak edilenlere cevap aramak ve aramalar sonucu vermektir. Felsefeyi bilirsiniz. İşte o felsefe bilimi buldurdu. İnsanlar parmaklarıyla bir şeyler saydı, matematiği buldu. Yıldızları, Güneş'i, Ay'ı merak ettiler; astronomiyi buldular. Taş attılar, fiziği buldular. Canlısına baktı, biyolojiyi buldu. Tabii bu taş atma falan temsili ama yaptıklarını ve çevrelerini merak ettiler.

                                             Aristoteles

Bizim Selçuklusu, Osmanlısı durur mu? Durmaz. Onlardan çok yıllar önce bulunan bilim üzerine çalışmalar yaptılar. İbn-i Sina, Ali Kuşçu, Piri Reis ve dahası.

İbn-i Sina mesela. Temsili bir yerde iki tıp bilgini ile birlikte gösterilir. Biri Galen, diğeri Hipokra…

Aşk Dediğin Böyle Birşey Olmalı(sizi gidi sizi çok kötüsünüz insana değil potaya aşığız)

Uzun zaman sonra içine tektük yazı eklediğim ve bir gün düzenli yazı yayınlayacağımı hayal ettiğim naçizane blogumun kumanda panelinden size hoşgeldiniz diyor ve bu cümleyi okumaya üşenmediğiniz için şükranlarımı sunuyorum.

Günlerden birgün bir Berdancık varmış. Bu Berdancık baskebol antrenmanında o narin bedeniyle ribaunt mücadelesinde eline lanet olasıca, markası silinesice,sesi
büzüşecise,patlayacasısa top sol yüzük parmağına gelmiş.

Arkadaşlar şimdi konuyu şöyle açıklayayım. Özellikle basketbol oynayanlar bilir. Benim gibi acemi basketbolcuysanız bu sakatlığı tahminimle en az bir kere yaşamışsınızdır. Doktora da gitmişsinizdir. Benim başıma ikinci defa geldi. Çok acıdı, morardı, şişti,büküldü. Doktora daha gitmedim ama bugün ya da yarın gideceğim. Atel takacaklar galiba.

Tüm bunlara rağmen basketbolu çok seviyorum. İşte buna aşk denir. Sevdiğiniz varlığı size böyle zarar verse bile seversiniz. Bunun bir önemi yoktur. Mesela sakatlayabilme ihtimali olan spor. Sporu bıraktırmayacak …

Belgesel İçin

Karşımda tüplü televizyon ,yanında üstü dağınık iki sehpa ,karşısında iki tane eski kanepe ve bendeniz Berdan. Gece üç canlı belgeselini izlemek için herşey hazır. Yapboz ,yapboz için mukavva ,kafeini %20 arttırılmış üçü bir arada ,saat 11.24'den belgeselin bitimine kadar yaşadıklarımı not alacağım ajanda.


Artık hazırdım. Ben öyle sanıyordum. Maceramın sonu nasıl böyle bitebilirdi ki? İsterseniz bu yazıyı okumayın. Maceranın  sonu benim belgeseli izleyememle noktalanmıştır. Ben sadece yaşadıklarımı ve deneyimimden yapılmaması gerekenleri açıkladım. Gerçi diğer yazıları da okumak zorunda değilsiniz. İsterseniz biraz saçma oldu.

Ön hazırlıkta yapmıştım geceleyin acıkmamak için.

Saat 23.24 kahveyi hazırlamaya başladım. Bana faydası olmayan kahveyi. Tattan başka.
23.30'da kahvemden ilk yudumumu aldım. Çok umutlanmıştım. Beni hayal kırıklığına uğrattı. Tabii ki tüm suç kahvede değil.23.41'de kahvemi bitirdim. Macera benim için tam anlamıyla başlamıştı. Lâkin can yoldaşlarımı al…